Teklif al
Süreç

Dashboard nedir: gösterge panelindeki her sayı hangi soruya cevap verir

Panel isteyen cümle bir ekran tarif ediyor; eksik olan ise soru listesi. Bir göstergenin altına yazılan üç satırı ve ekranda hiç görünmeyen üçüncüsünü okuyun.

Algoriel 11 dk okuma
Dashboard nedir: gösterge panelindeki her sayı hangi soruya cevap verir
Bu yazıda
  1. Dashboard nedir, Türkçesi ne, ne işe yarar
  2. Gösterge paneli ile rapor aynı işi yapmaz
  3. KPI ne demek: bir sayıyı gösterge yapan nedir
  4. Panel bir ekran değil, bir soru listesidir
  5. Bir göstergenin altına yazılan üç satır
  6. Üçüncü satır ekranda görünmez: sayı hangi an itibarıyla doğru
  7. Göstergenin kapsamı: bu sayıya kimin kayıtları giriyor
  8. Yan yana duran iki gösterge aynı anı göstermez

Dashboard, Türkçede gösterge paneli denen ekranın adıdır: bir işin o anki durumunu anlatan okumaları tek yüzeyde toplar. Paneldeki bir sayıyı anlamlı kılan şey ekranda durmuyor; hangi kararın bu sayıyı beklediği ve cevabın hangi kayıttan okunduğu sayının kendisiyle birlikte yazılıyor. Diş kliniği CRM’inde yöneticinin aradığı bir sayı değildi: tedavi planının hangi adımında olunduğunun cevabıydı.

Dashboard nedir, Türkçesi ne, ne işe yarar

Sözcük İngilizceden geliyor ve Türkçede karşılığı gösterge paneli. Bazı yerlerde kontrol paneli de deniyor; ikisi aynı şeyi işaret ediyor. Panelin işi toplamak: bir işin o anki durumunu anlatan okumalar tek yüzeyde bir araya geliyor ve okur tek tek kayıtlara gitmeden bakışını orada bitiriyor. Ne işe yaradığı sorusunun cevabı da bu toplama işinde duruyor.

Panelin kendi verisi yok. Ekranda duran her sayı başka bir yerde tutulan bir kayıttan okunuyor; panel o kaydı yeniden yazmıyor, yalnız gösteriyor. Bu tek cümle yazının geri kalanını taşıyor, çünkü bir sayının kaynağı olmak zorunda olduğu buradan çıkıyor. Kaynağı yazılı olmayan bir sayı ekranda durabiliyor ama kimse onun neyi saydığını söyleyemiyor.

Sözcüğün yazılım dışında da karşılıkları var: otomobilde sürücünün önündeki gösterge kümesi de dashboard adını taşıyor, bir uygulamanın kendi yönetim ekranı da aynı adla anılıyor. Bu yazı işletme yazılımındaki anlamını alıyor, yani bir işin yürütülmesine bakan paneli.

Her iş bir panel istemiyor. Tek kayıt tipiyle yürüyen bir işte var olan liste ekranı aynı soruyu zaten cevaplıyor olabilir; o zaman ikinci bir yüzey kurmak okumayı kolaylaştırmıyor, yalnız bakılacak yeri çoğaltıyor. Panelin kazancı bir araya getirdiği okumaların birden fazla yerden gelmesiyle başlıyor.

Gösterge paneli ile rapor aynı işi yapmaz

İki yüzeyi birbirinden ayıran şey birimleri. Göstergenin birimi bir soru: tek bir şeye tek bakışta cevap veriyor ve o anki durumu söylüyor. Raporun birimi bir dönem ve bir satır kümesi: seçilmiş bir aralığı satır satır listeliyor, ayrıntıyı taşıyor ve oturup okunuyor. Biri geçerken okunmak için, öteki önüne bakılmak için kuruluyor.

Panel bir okuma yüzeyi: ekrandaki hiçbir sayı orada doğmuyor ve orada saklanmıyor. Bir panel silindiğinde kaybolan şey yalnız okuma düzeni oluyor. Rapor da aynı sınıfta duruyor ve ikisi aynı kayıtlardan besleniyor.

Buradan okurun en sık yanlış beklentisi çıkıyor. Panelde bir sayının yanında ayrıntı bulunması gerekmiyor: ayrıntı raporun işi, göstergenin işi durumu söylemek. Panele rapor gibi bakan okur her göstergenin altına bir liste istiyor ve istediği şey geldiğinde panel okunamaz hâle geliyor, çünkü tek bakışta cevap verme özelliği gidiyor.

Paneller de kendi içinde bakılma amacına göre ayrışıyor. Biri günlük işin o anki durumuna bakmak için duruyor; biri geçmiş bir dönemin karşılaştırmasına. Aynı ekranda yan yana durduklarında okurun hangisine baktığını bilmesi gerekiyor, çünkü bakılma amaçlarının tazelik beklentisi aynı değil.

Karşı durum da yazılsın. Dönem karşılaştırmasına bakan bir panel “şu an ne oluyor” sorusunu cevaplamıyor. Aynı ekrandan iki ayrı soru sorulduğunda biri her zaman yanlış cevaplanıyor ve yanlış cevaplanan soru genellikle acil olanı.

KPI ne demek: bir sayıyı gösterge yapan nedir

Kısaltma temel performans göstergesini anlatıyor, yani bir hedefe ya da bir karara bağlanmış bir ölçüyü. Tanımın ağırlığı “bağlanmış” sözcüğünde: bir ölçüyü gösterge yapan şey arkasındaki karar. Bir sayı, değerine göre birinin farklı davranacağı bir karar varsa gösterge oluyor. Davranışı değiştirmeyen bir sayı ölçü olmaya devam ediyor ama gösterge olmuyor.

Bağlanma tek yönlü değil. Ölçü bir karara bağlandığında soru şu oluyor: bu değerde ne yapılacak. Bir hedefe bağlandığında ise hedefin kendisinin de yazılı olması gerekiyor; yoksa sayının yükselmesi mi düşmesi mi beklendiği okurun o günkü varsayımına kalıyor. Her durumda göstergenin yanında ikinci bir yazı duruyor.

Kararı olmayan sayının bedelini panelin güvenilirliği ödüyor. O sayı panelde yer tutuyor, hiçbir şeyi değiştirmiyor ve okur bir süre sonra o alana bakmayı bırakıyor. Bırakma alışkanlığı tek bir alanda kalmıyor; dolu görünen bir panel, boş bir panelden daha yanıltıcı hâle geliyor çünkü bakılmayan alanların hangileri olduğu hiçbir yerde yazılı değil.

Tanımı tersten sınamak da işe yarıyor. Her izlenen sayının gösterge olması gerekmiyor: bir toplam yalnız kayıtta dursun diye tutuluyorsa panelde yer kaplamasına gerek yok. Kayıtta durması onu izlenebilir kılıyor; panele çıkması ise bir kararın onu beklemesine bağlı. Bu ikisi birbirinden ayrı ve panele çıkma kararı seçici olmak zorunda.

Bu ölçüt yazının geri kalanına kapıyı açıyor. Göstergenin tanımı bir kararla kurulduğu için, göstergenin altına yazılacak ilk satır bir soru oluyor.

Panel bir ekran değil, bir soru listesidir

Yazılımcıya “bize bir dashboard yapın” denirken tarif edilen şey bir yüzey oluyor. Eksik olan ise o yüzeyde ne duracağı: hangi kararın hangi soruyu beklediği hiçbir yerde yazılı değil. Panel istemek bu yüzden pratikte bir soru listesi yazmak demeye geliyor ve listenin satırı bir soru biçiminde yazılıyor.

Yöneticinin planı, randevuyu ve faturayı aynı hasta kaydından okuduğu diş kliniği CRM’inde karar sahibinin beklediği cevap tek bir cümleyle yazılabiliyordu: hastanın tedavi planının hangi adımında olunduğu. Proje kaydı başlangıçtaki durumu da yazıyor: yönetici planın hangi adımında olunduğunu tek bir yerden okuyamıyordu. Soru listesinin bir satırı tam bu cümle kadar oluyor.

Sorunun cevaplanabilir hâle gelmesi bir kaydın özelliği oldu. Aynı dosyada fatura ve raporun hasta kaydından okunduğu yazılı; raporun tutulan kaydın bir okuması olduğunu ilk sürüme hangi özelliğin girdiğini anlattığımız yazıda açtık. Burada bizi ilgilendiren tek şey şu: cevap kayıttan okunabildiği için ekran o cevabın yüzeyi olabildi.

Bu yazının sorusu ile kullanıcının ekrana getirdiği soru da aynı şey değil. Burada soruyu soran taraf karar sahibi: bir değeri görünce davranışını değiştirecek kişi. Listenin her satırı o kişinin bir kararına bağlanıyor ve kararı kim veriyorsa göstergenin okuru da o oluyor. Satırın bir sahibi yoksa gösterge de yok, çünkü hiçbir davranış o sayıya bağlı değil.

Satırı soru biçiminde yazmanın pratik bir karşılığı var: soru sınanabiliyor. “Aylık ciro grafiği” satırına bakıp doğru olup olmadığını kimse söyleyemiyor. “Bu ay hangi işler faturalanmadan kapandı” satırına bakan kişi ise cevabın kendisine ne yaptıracağını biliyor ve satır gereksizse hemen eliyor.

Liste her zaman kısalmıyor. Birbirine çok yakın iki soru varsa ikisi tek göstergeyle cevaplanabiliyor; o zaman kısalan şey liste değil göstergenin sayısı oluyor. Soruları eşlemek, soruları silmekten farklı bir iş.

Bir göstergenin altına yazılan üç satır

Bir göstergenin anlamı üç satırla tamamlanıyor. Birincisi hangi kararın sorusu olduğunu söylüyor. İkincisi cevabın hangi kayıttan okunduğunu. Üçüncüsü kayıt okunduğunda hangi anı taşıdığını. İlk iki satır konuşma sırasında yazılabiliyor; üçüncüsü yazılmadığında hiçbir yerde görünmüyor.

Üç satırın farklı işlerde farklı dolduğunu yan yana görmek işe yarıyor. Aşağıdaki satırların her biri yürüttüğümüz ya da kurduğumuz bir işten; sütunlarda göstergenin soru, kaynak ve an bilgisi duruyor.

Gösterge: hangi kararın sorusuHangi kayıttan okunuyorKayıt okunduğunda hangi anı taşıyor
Hastanın tedavi planının hangi adımındayızHasta kaydı: plan, randevu ve fatura aynı kayıttan okunuyorKayıt tutulduğu anı; kayıt ile okuma arasında bekleyen bir aşama yok
Kurumun ödeme ve fatura toplamı neKurumun kendi ödeme ve fatura kayıtları; rapor yalnız o kurumun verisinden çıkıyorKaydın platforma girildiği anı; sayıyı daraltan şey an değil kurumun sınırı
Sahada açılan servis kaydı kapandı mıMüşteri ve cihaz kaydı üstündeki servis kaydıOfis tarafında son ulaşan kaydın anını; kapsama dışında açılan kayıt bağlantı dönene kadar ulaşmıyor

Tabloyu okuma yönü sütunlar. İlk sütun her satırda bir kararın sorusunu taşıyor. İkinci sütun her satırda farklı bir kaydı adlandırıyor ve kaydın adı değiştiğinde göstergenin kapsamı da değişiyor. Üçüncü sütun ise satırdan satıra ayrışıyor; ayrışmayı yapan şey kaydın panele kadar aldığı yol.

Üç satırın üçü de yazılı olduğu hâlde gösterge yine yanlış okunabiliyor. Satırlar bir belgede duruyor ama ekrana basılmıyorsa okur onları görmüyor. Yazılı olmak ile görünür olmak ayrı işler ve ikincisi yapılmadığında satır okura ulaşmıyor.

Üçüncü satır ekranda görünmez: sayı hangi an itibarıyla doğru

Panel şu anı göstermiyor. Kendisine ulaşmış en son kaydı gösteriyor ve ikisinin arasındaki mesafeyi ekranda hiçbir yere yazmıyor. Okur da o mesafeyi görmediği için kendisi dolduruyor; her zaman “şimdi” diye dolduruyor.

Teknisyenin kapsama dışında kayıt açıp kapattığı AlgoKlima saha servis yönetiminde bu mesafe proje kaydında yazılı. Ürünü biz geliştiriyoruz; yayında ve üstünde çalışmayı sürdürüyoruz. Şebekenin çekmediği yerde açılan servis kaydı bağlantı dönene kadar ofis tarafına ulaşmıyor. O pencere boyunca ofiste okunan sayı eksik kalıyor, çünkü kendisine ulaşmamış bir kaydı ofis tarafı bilemiyor. Kaydın bağlantı yokken nerede durduğunu ve bağlantı dönünce hangi sırayla taşındığını çevrimdışı çalışan mobil uygulamayı anlattığımız yazıda açtık; burada önemli olan yalnız mesafenin var olduğu.

Mesafe kaydın yolculuğuna ait bir özellik. Sayfayı yenilemek, otomatik tazeleme koymak ya da ekranı canlı hâle getirmek kaydı bir an önce getirmiyor; bunların hepsi panelin kendi hızına dokunuyor. Tazeleme sıklığını artırmak bu yüzden bir çözüm gibi görünüp sorunu yerinde bırakıyor.

“Gerçek zamanlı gösterge” istemi de iki ayrı şeyi karıştırıyor: okumanın tazeliği ile kaydın ulaşma süresi. Gerçek zamanlı olabilen şey okuma. Kaydın ne zaman ulaşacağı ise işin fiziksel koşuluna bağlı ve o koşul yazılımla pazarlık edilemiyor. Sahadan gelen kaydın ofise hangi kuralla ulaştığı başka bir çalışmanın konusu; tekrarlayan işin nerede kapandığını izleyen tarafta karara bağlanıyor ve bu yazı o kuralı kurmuyor.

Satırın bedeli de burada. Hatayı üreten şey sayının altında varsayılan an oluyor. Göstergenin yanına hangi ana ait olduğu yazılmadığında okur onu kendi saatiyle okuyor ve kararı o varsayımla veriyor. Satır ekrana basıldığında hangi kararın hangi varsayımla verildiği izlenebilir hâle geliyor.

Bütün kayıtların aynı yerde ve bağlantılı bir ortamda yazıldığı bir işte bu satır neredeyse boş kalıyor: kayıt yazıldığı anda okunabiliyor. Satırı yazmak yine de ucuz, çünkü işin bir saha tarafı açıldığı gün satır zaten orada duruyor. Buradaki arıza kaydın geç ulaşması; kaydın kendisi doğru ve tamamlanmış, yalnız panelin okuduğu yere henüz varmamış.

Göstergenin kapsamı: bu sayıya kimin kayıtları giriyor

İkinci satır yalnız “hangi kayıt tipi” demiyor. “Kimin kayıtları” da diyor ve bu ikinci yarısı yazılmadan kalabiliyor. Aynı soru, aynı an, farklı kapsam iki ayrı sayı veriyor; ikisi de doğru oluyor.

Yöneticinin raporlarının yalnız kendi kurumunun verisinden çıktığı Vipkurum platformunda kapsam raporun tanımına yazılı. Proje kaydı bunu açıkça söylüyor: fatura, ödeme ve analiz raporları yöneticinin kurumunun sınırı içinde kalıyor ve bir kurumun kayıtları komşusuna görünmüyor. Aynı adı taşıyan bir rapor bu platformda farklı yöneticilere farklı sayı veriyor. Aynı sınırla tanımlanan bir gösterge de aynı şekilde davranıyor; çıkan fark kapsamın sonucu oluyor.

Kapsam ekranda bir filtre gibi görünüyor ve ayrım tam burada kayboluyor. Filtre okuma anında seçilen bir şey: açıp kapatıyorsunuz, sayı değişiyor. Kapsam ise göstergenin tanımının parçası ve sayının hesaplandığı yerde yazılı. İkisi ekranda birbirine benzediği için okur kapsamı da açıp kapatabileceğini sanıyor.

Ayrımın sonucu yazıda görünüyor. Filtre değiştiğinde göstergenin tanımı aynı kalıyor, yalnız o an bakılan küme değişiyor. Kapsam değiştiğinde ise gösterge başka bir gösterge oluyor ve eski sayıyla karşılaştırılamıyor. Bu yüzden kapsam satırı göstergenin adının parçası olarak yazılıyor.

Kapsam yazılı değilse iki okur aynı göstergeye bakıp iki farklı sayı görüyor ve ikisi de haklı oluyor. O noktada tartışma sayının doğruluğuna kayıyor, oysa tartışılması gereken şey kapsamın kendisi. Bir kurum sınırının kabul turunda raporla nasıl sınandığını yazılımı kabul ederken neyi test edeceğinizi anlattığımız yazıda açtık; burada kapsam yalnız göstergenin tanımının bir parçası olarak duruyor.

Sınırın adı her işte aynı değil. Tek işletmede kapsam genellikle bir şube, bir ekip ya da bir dönem oluyor. Değişen şey sınırın adı; satırın kendisi değişmiyor ve her göstergenin altında yazılı olması gerekiyor.

Yan yana duran iki gösterge aynı anı göstermez

Bir ekranda iki sayı yan yana durduğunda okur ikisinin aynı ana ait olduğunu varsayıyor. Çerçeve bunu hiçbir yerde söylemiyor, ama yan yana durma eylemi kendisi ima ediyor. Varsayım kimsenin kurmadığı bir cümle hâlinde kararın içine giriyor.

Kaydın nerede yazıldığı, göstergenin hangi anı taşıdığını belirliyor. Klinikte kayıt kliniğin kendi sisteminde tutuluyor ve yönetici aynı kayıttan okuyor; kayıt ile okuma arasında bekleyen bir aşama yok. Saha tarafı olan bir işte ise o aşama yazılı. AlgoKlima’da kayıt yola çıkıyor ve bir süre yolda kalıyor. Bu olgular yan yana durduğunda üçüncü satırın neden ayrı yazıldığı görünür hâle geliyor.

Üçüncü satırları ayrışan iki gösterge aynı çerçeveye konduğunda panel hiçbir yerde doğrulamadığı bir ortak an üzerinden okunuyor. Bu bir okuma kuralı: satır basılmadığında okurun neyi varsaydığını söylüyor. Çare bir yazı işi: göstergenin yanına hangi ana ait olduğunu basmak.

Bütün göstergeleri aynı ana hizalamak da bir yol. Panel en geç ulaşan kaydın anını alıp hepsini o ana göre gösterebiliyor. Bedeli, hızlı ulaşan sayının gereksiz yere yaşlandırılması; hangisinin tercih edileceği kararın ne kadar beklemeye tahammül ettiğine bağlı. Hangi yol seçilirse seçilsin üçüncü satırın yazılı olması gerekiyor.

İşletmenizde panelde duracak ilk soruyu kim yazacak: kararı veren mi, ekranı çizen mi? Soru listesini yazan taraf her zaman karar sahibi oluyor ve biz onun yerine yazamıyoruz. Kuralın ve görünürlüğün kayda yazıldığı kurum içi yazılımlarda ilk iş tam bu listeyi almak oluyor.

Temel çıkarımlar

  • Gösterge panelinin satırı bir sayı değil, bir kararın beklediği sorudur.
  • Her göstergenin altına üç satır yazılır: hangi kararın sorusu, hangi kayıttan okunduğu, kaydın hangi anı taşıdığı.
  • Panel şu anı göstermez; kendisine ulaşmış son kaydı gösterir ve bunu ekranda söylemez.
  • Kapsam göstergenin tanımının parçasıdır: aynı adı taşıyan gösterge farklı okura farklı sayı verebilir.
  • Yan yana duran iki göstergenin aynı anı taşıdığını varsaymayın; kaydın nerede yazıldığı bu cevabı değiştirir.

Bu yazıda sık sorulanlar

  • Dashboard ne demek, Türkçesi ne?

    Gösterge paneli demek; yerine göre kontrol paneli de deniyor. Panel, bir işin o anki durumunu anlatan okumaları tek yüzeyde topluyor ve kendi verisini tutmuyor: gösterdiği her sayı başka bir yerde duran bir kayıttan okunuyor. Sözcüğün yazılım dışı karşılıkları da var; otomobildeki gösterge kümesi de aynı adı taşıyor. Kendi panelinizi tarif ederken hangi kaydın okunacağını yazarsanız iş kolaylaşıyor.

  • Gösterge paneli ile rapor arasındaki fark ne?

    Fark birimde. Gösterge tek bir soruya tek bakışta cevap veriyor ve o anki durumu söylüyor; rapor seçilmiş bir dönemi satır satır listeliyor ve ayrıntıyı taşıyor. Panelde bir sayının yanında ayrıntı bulunmaması bu yüzden eksiklik sayılmıyor; ayrıntı raporun işi. İsteğinizi yazılımcıya anlatırken şu soruyu kullanabilirsiniz: bu yüzeye geçerken mi bakılacak, oturup mu okunacak.

  • KPI ne demek, hangi sayı panele girer?

    KPI, bir karara ya da bir hedefe bağlanmış ölçüyü anlatıyor; Türkçede temel performans göstergesi deniyor. Bir sayı, değerine göre birinin farklı davranacağı bir karar varsa panele giriyor. Kararı olmayan sayı yer tutuyor ama hiçbir şeyi değiştirmiyor ve bir süre sonra bakılmıyor. Listenizi yazarken her satırın yanına o satırın beklediği kararı koyun; kalan satırlar kendiliğinden eleniyor.

  • Paneldeki sayı gerçekten şu anı mı gösteriyor?

    Göstermiyor; panel kendisine ulaşmış son kaydı gösteriyor. AlgoKlima kendi geliştirdiğimiz bir ürün, yayında ve yeni özellik almaya devam ediyor. Teknisyen şebeke çekmeyen bir yerde servis kaydını açıp kapatabiliyor ve kayıt bağlantı dönene kadar ofis tarafına ulaşmıyor; o pencere boyunca ekrandaki sayı eksik kalıyor. Gerçek zamanlı olabilen şey okuma; kaydın yolu işin koşullarına bağlı kalıyor. Göstergenizin yanına hangi ana ait olduğunu yazdırırsanız kararı hangi varsayımla verdiğinizi de görürsünüz.

  • Aynı panele bakan iki kişi neden farklı sayı görüyor?

    Görüyor, çünkü kapsam göstergenin tanımının parçası: aynı adı taşıyan gösterge farklı okurlara farklı sayı verebiliyor. Vipkurum'da yöneticinin fatura, ödeme ve analiz raporları yalnız kendi kurumunun verisinden çıkıyor; komşu kurumun kaydı o toplama girmiyor. Kapsam ekranda bir filtre gibi görünüyor, oysa sayının hesaplandığı yerde yazılı. Göstergenizin kapsamını yazılı hâle getirirseniz farkı her ay yeniden tartışmanız gerekmiyor.

Yazar hakkında

Algoriel

Uzaktan çalışan web yazılım ajansı

İşletmelere özel web ve mobil yazılım geliştiriyoruz. Blogda, yazılım yaptırırken ve yayından sonra karşınıza çıkan soruları cevaplıyoruz.

Etiketler:
  • gösterge paneli
  • kpi
  • raporlama
  • karar verme
  • kayıt okuma

İnşa edilecek bir sisteminiz mi var?

Kurmak istediğiniz bir sistem varsa teklif formundan anlatabilirsiniz.