Alan adı (domain), bir sunucunun sayısal adresi yerine kaydedilen, okunabilir addır: sitenin kendisi değil, siteyi bulduran kayıttır. Yanına gelecek bir satış ya da randevu sistemi yeni bir ad istemiyor: ayrı bir yazılımsa aynı adın altında kendi etiketini alıyor. KGM SsangYong’un online araç satış kanalı, kurumsal siteden ayrı bir sistem olarak markanın adı altında, onlinestore etiketli adreste yayında.
Domain nedir, Türkçesi ne, ne işe yarar
Sözcüğün Türkçesi alan adı; iki söz aynı şeyi anlatıyor. Sayısal adres iki yönden elverişsiz: akılda tutulamıyor ve zamanla değişebiliyor. Okunabilir ad bu iki soruna birden cevap veriyor.
Adın sayısal adrese çevrilmesi ayrı bir işin konusu. Tarayıcı bir adresi okuduğunda arkasındaki sayıyı bilmiyorsa alan adı sistemine soruyor; o sistemin işi, kayıtlı her adın hangi sayısal adrese karşılık geldiğini söylemek. Bağlantı ancak cevap geldikten sonra kuruluyor. Yani ad, bir yeri göstermekten başka iş yapmıyor.
Alan adı satın alınmıyor. Ödenen şey, o adı belirli bir süre kullanma hakkının kayda geçirilmesi; süre dolmadan yenilendiği sürece hak sizde kalıyor, ama ad hiçbir zaman mülk olmuyor. Yenilenmeyen bir ad serbest kalabiliyor ve ilk başvurana kaydedilebiliyor. Bedeli yalnız siteyle sınırlı kalmıyor: o ada bağlı e-posta hizmeti de adla birlikte duruyor.
Kaydın tarafları da ayrışıyor. Kaydı yaptıran taraf sizsiniz. Kaydı yapan şirket, sizi adınıza bağlayan teknik ve idari bilgiyi tutuyor. Adların kütüğünü tutan taraf ise hangi adın kime kayıtlı olduğunu biliyor.
KGM SsangYong’un kurumsal sitesi marka adının geçtiği bir adreste yayında; kaydın kimin adına açıldığı ise ayrı bir soru ve cevabı yazılımı teslim alırken hangi kalemleri devraldığınızı anlattığımız yazıda duruyor.
Buradaki tek yanlış okuma şu: ad “bir siteyi” bulduruyor sanılıyor. Oysa bir ad siteye bağlanmıyor; sahibinin onu gösterdiği yere bağlanıyor. Aynı adın altında birden fazla yer olabiliyor ve gösterilen yer sonradan değişebiliyor.
Alan adı, barındırma ve sitenin kendisi üç ayrı kalemdir
Kalemler şöyle ayrışıyor. Alan adı bir kayıt: kayıt şirketinden alınıyor ve yenilendiği sürece duruyor. Barındırma bir yer: sitenin dosyalarının ve uygulamasının durduğu, gelen isteğe cevap veren sunucu alanı. Yazılımın kendisi ise kod, veritabanı ve yüklenen dosyalardan oluşuyor.
Üçü aynı şirketten alınabiliyor. Barındırma sağlayıcınız aynı zamanda kayıt şirketi olabilir ve iki kalem tek faturada görünebilir. Tek fatura ikisini tek kalem yapmıyor: kayıt barındırma hesabından bağımsız taşınabiliyor, barındırma da ada dokunmadan değiştirilebiliyor.
Ayrımın kâğıt üstündeki kanıtı devir listesinde görünüyor. Kod deposu, veritabanı dökümü, yüklenen dosyalar ve ortam ayarları o listede kendi satırlarında duruyor; barındırma hesabıyla alan adı kaydı ise bunlardan ayrı bir satır. Satırların ayrı olması bir biçim tercihi değil: yokluklarında olanlar da, teslim gününde sınanma biçimleri de birbirinden farklı.
Ayrımı bilmenin gündelik karşılığı da var. Site açılmadığında soru “hangi kalem durdu” oluyor: ad çözülmüyor mu, barındırma cevap vermiyor mu, yoksa yazılım hata mı veriyor. Üç kalemin kimde durduğu yazılı olduğunda cevap tek adımda bulunuyor; yazılı olmadığında üç taraf birbirine yönlendiriyor.
Bizim teklifimizde aynı ayrım bir fiyat satırı olarak görünüyor. Barındırma ve alan adı bize değil doğrudan sağlayıcıya ödeniyor ve teklifte adıyla yazılıyor; faturası size geliyor, araya girmiyoruz. Bu cevap gizli maliyet sorusunu cevapladığımız sık sorulan sorular sayfasında da duruyor.
Ayrım fatura kesilirken değil, biri değiştiğinde görünüyor. Barındırma başka bir sağlayıcıya taşındığında alan adı yerinde duruyor. Yazılım baştan kurulduğunda da ziyaretçinin yazdığı adres aynı kalıyor.
Bir adres nasıl okunur: uzantı, ad ve alt alan adı
Bir adres noktalarla ayrılmış parçalardan oluşuyor ve sağdan sola okunuyor. En sağda uzantı duruyor. Uzantı tek etiketten oluşabiliyor (.com gibi) ya da birden çok etiketten (.com.tr gibi). Uzantının hemen solundaki etiket, markanın kaydettirdiği ad; kayıt bu ad ile uzantıdan oluşuyor. Daha soldaki her etiket ise kayıt değil, alan sahibinin kendi açtığı bir kapı.
Soldaki etiketlerin adı alt alan adı. Alt alan adı, bir alan adının parçası olan ve kendi içeriği ya da kendi sistemi olabilen bir ad. Elinde bir alan adı olan taraf bunları kendisi açıyor; ayrıca kayıt yaptırması ya da ikinci bir ad kiralaması gerekmiyor. Kurumlar bu etiketleri ayrı bir bölüme, ayrı bir işe ya da ayrı bir hizmete ad vermek için kullanabiliyor.
www de bu etiketlerden biri. Adın zorunlu parçası değil; alışkanlıkla açılmış bir alt alan adı ve nereye gideceğine alan sahibi karar veriyor. “www’li adresle www’siz adres aynı yere mi gider” sorusunun cevabı bu yüzden duruma bağlı: ikisinin aynı yere çıkması kendiliğinden olmuyor.
Kendi sitemizde kanonik adres çıplak alan adı. Sunucuya yazılmış bir kural, kanonik olmayan her host adını kanonik adrese yönlendiriyor; www o adlardan yalnız biri. Kuralın işi iki yönlü: ziyaretçi hangi biçimi yazarsa yazsın aynı yere varıyor ve aynı içerik ikinci bir adreste ayrı bir kopya gibi dolaşmıyor. Böyle bir kural yazılmadığında iki biçim farklı yerlere çıkabiliyor.
Dört adresi sağdan sola okumak kalıbı görünür kılıyor: www.ssangyong.com.tr, onlinestore.ssangyong.com.tr, randevu.pilatesco.com ve calculator.resterm.com. Her birinde uzantı ile marka adı kayıt, soldaki etiket sahibin açtığı kapı.
Soldaki etiket tek başına orada ayrı bir sistem olduğunu söylemiyor. Kendi sitemizde www yalnız bir yönlendirme; KGM SsangYong’da ise kurumsal sitenin kendisi o etiketin arkasında duruyor. Etiketin ne anlama geldiği adres okunarak değil, o adrese gidilerek anlaşılıyor.
Aynı adın altında birden çok sistem yaşar: dört adres yan yana
Bir markanın adı altında birden fazla yazılım yan yana yaşayabiliyor. Her birinin kendi sol etiketi oluyor ve uzantı ile marka adı hiç değişmiyor.
KGM SsangYong’da bu iki adres olarak görünüyor. Kurumsal site www etiketli adreste, online araç satış kanalı ise onlinestore etiketli adreste yayında. İkisi aynı sitenin iki sayfası değil: proje kaydı satış kanalını kurumsal siteden ayrı bir sistem olarak yazıyor.
Pilatesco’nun randevu ve üyelik yazılımı salonun adı altında, randevu etiketli adreste çalışıyor. Resterm’in ısıtıcı seçim ve teklif yazılımı üreticinin adı altında, calculator etiketli adreste yayında. İkisi için söylenebilen şey adresin kendisi: markanın adı altında, kendi alt adresinde çalışan bir yazılım.
Adresler yan yana konduğunda hangi parçanın sabit, hangisinin değişken olduğu görünüyor.
| Adres | Sol etiket ve işi | Arkasında ne çalışıyor | Proje kaydı |
|---|---|---|---|
| www.ssangyong.com.tr | www: kurumsal site | Markanın kurumsal sitesi; bize yayında çalışır hâlde geldi | KGM SsangYong kurumsal sitesi |
| onlinestore.ssangyong.com.tr | onlinestore: satış kanalı | Markanın online araç satış kanalı; kendi başına bir sistem | KGM SsangYong online satış kanalı |
| randevu.pilatesco.com | randevu: randevu yazılımı | Pilates salonunun randevu ve üyelik yazılımı | Pilatesco randevu yazılımı |
| calculator.resterm.com | calculator: hesap aracı | Elektrikli ısıtıcı üreticisinin seçim ve teklif yazılımı | Resterm ısıtıcı seçim yazılımı |
Tabloyu okuma yönü ilk sütun. Orada değişen tek şey sol etiket; uzantı ile marka adı aynı markanın satırlarında değişmiyor. İkinci sütun etiketin işini, üçüncü sütun arkadaki yazılımın ne olduğunu söylüyor. Dördüncü sütun ise iddiayı sınanabilir kılıyor: her satırın arkasında ayrı bir proje kaydı duruyor ve her kayıt ayrı bir yazılımı tarif ediyor.
“Bir ad, çok sistem” cümlesinin karşılığı bu. Yanına yeni bir sistem gelen işletme yeni bir marka adı aramıyor; müşterisinin bildiği ad yerinde kalıyor ve yeni sistem o adın altında bir etiketle açılıyor.
Bir sistem alt alan adına ne zaman çıkar, ne zaman aynı sitenin sayfası olur
İki biçim arasındaki fark, isteğin nerede çözüldüğünde. Farklı bir sol etiket, ad sayısal adrese çevrilirken başka bir adrese bağlanabiliyor; yani istek henüz hiçbir uygulamaya ulaşmadan başka bir yere gidebiliyor. Adın arkasındaki yol ise isteği karşılayan uygulamanın içinde çözülüyor: hangi sayfanın gösterileceğine aynı yazılım karar veriyor.
Ölçüt bu yüzden tek soruya iniyor: ayrı bir yazılım mı? Ayrı bir yazılımsa kendi adını alıyor. Aynı uygulamanın bir bölümüyse adın arkasında bir yol alıyor. Hangi teknolojiyle yazıldığı bu soruya karışmıyor.
Ölçütü kendi planınıza uygulamak kolay. Listedeki her parçanın yanına “ayrı yazılım” ya da “aynı sitenin bölümü” yazın; ilk gruptakiler kendi etiketini alıyor, ikinci gruptakiler bir yol alıyor. Kararın gerekçesi de böylece adres planının yanında yazılı duruyor.
KGM SsangYong’un satış kanalı kendi etiketini taşıyor; proje kaydında kendi başına bir sistem, tanıtım sayfalarının bir alt yolu değil. Olgu kısa: ayrı sistem, ayrı adres.
Yolun nasıl göründüğünü kendi sitemizde okuyabiliyorsunuz. Blog ile hizmet sayfaları tek uygulamanın iki yolu. İkisi için ayrı ad açılmadı, çünkü ikisi aynı sitenin bölümü. Ayrı bir ad açmak burada okuru ikinci bir yere göndermek olurdu, oysa aradığı şey aynı sitenin içinde duruyor.
Aynı ayrım talep formu tarafında da geçerli. Tanıtım sayfalarıyla talep formunun tek uygulamada durduğu kurumsal site işinde formun ayrı bir adrese çıkmasına gerek kalmıyor: form ayrı bir yazılım değil, okunan sayfanın devamı. Ziyaretçi tarafındaki karşılığı da bu; talebini bırakmak için başka bir yere gitmiyor.
Bir ad ikisini birden taşıyabiliyor. Bir markanın adı altında hem sayfaları olan bir site hem kendi etiketinde duran bir yazılım aynı anda yaşayabiliyor; tablodaki ilk iki satır tam bu durum. Soru “hangi biçim daha iyi” değil, “bu parça ayrı bir yazılım mı”.
Adres sabit kalır, arkasındaki sistem değişebilir
Alan adı bir işaretçi. Kayıttaki yönlendirme hangi sunucunun cevap vereceğini söylüyor ve bu yönlendirme değiştirilebiliyor. Sunucu, barındırma sağlayıcısı, bakımı sürdüren ekip ya da yazılımın kendisi değiştiğinde ziyaretçinin yazdığı ad aynı kalıyor; değişen, adın gösterdiği yer.
Sayısal adreslerin zamanla değişebileceğini baştan söylemiştik. Okunabilir adın asıl işi burada görünüyor: altındaki sayı değiştiğinde dolaşımda olan adres bozulmuyor ve yazıldığı her yerde geçerli kalmaya devam ediyor.
Bu olgunun bir de tersi var. Vipkurum çatısındaki kurumların kendi alan adlarından girdiği çok kiracılı sistemde tek bir yazılım birçok adla karşılanıyor; orada bir sistemin çok adı var, burada bir adın çok sistemi.
Arkadaki ekip de değişebiliyor. KGM SsangYong’un kurumsal sitesini başka bir ekip yazmıştı; site bize yayında çalışır hâlde geldi, devrin sürdüğü günlerde ziyaretçiye kapanmadı ve bugün markanın adıyla açılan bir adreste yayında. Yayındaki bir sistemin kapatılmadan devralındığı işin konusu da bu: site açık kalırken bakım el değiştiriyor.
Alternatifi düşünmek ayrımı netleştiriyor. Yeni bir sunucuya geçerken adın da değiştirilmesi teknik olarak mümkün, ama bedeli adın dolaşımda olan her kopyasına çıkıyor: basılı malzeme, arama sonuçları, başka sitelerden gelen bağlantılar ve o ada bağlı e-posta adresleri. Yönlendirmeyi değiştirmek bunların hiçbirine dokunmuyor.
Adın sabitliğinin bir koşulu var: kayıt yaşıyor olmalı. Arkadaki sistem kusursuz çalışırken bile süresi dolan bir ad serbest kalabiliyor ve o anda duran şey sunucu değil adres oluyor. Yani sabitlik adın kendi özelliği değil, kaydın sürdürülmesinin sonucu.
Site kurarken alan adıyla ilgili hangi kararlar baştan verilir
Adres planı, sayfa planıyla aynı konuşmadan çıkıyor. Sitenin yanına hangi sistemlerin geleceği (satış kanalı, randevu yazılımı, hesap aracı gibi) hangi etiketlerin ve hangi yolların açılacağını belirliyor. Plan sonradan yapıldığında aynı soru ikinci kez açılıyor ve bu kez yayında duran bir sistemin üstünde açılıyor.
Sonraki karar kaydın kimin adına açılacağı. Bu kararı işe başlarken vermek, devir gününde vermekten kolay: devir listesini kalem kalem anlattığımız yazı alan adı kaydını kendi satırı olarak sayıyor ve teslim gününde neyin sınandığını yazıyor.
Kararın yazılı hâli sözleşmeye düşüyor. Sözleşmede alan adı tek satır değil: kaydın sahibi, panele kimin gireceği ve devrin hangi ana bağlandığı ayrı ayrı yazılıyor. Sözleşmedeki bir maddenin bir kararı kapatıp kapatmadığını sınayan rehber bu satırları adlandırıyor. Bu yazı hukuki tavsiye vermiyor; satırların adını bilmek yalnız teklif konuşmasını kısaltıyor.
Planın her zaman eksiksiz çıkmadığını da söylemek gerekiyor. Yanına ne geleceği henüz belli olmayan bir işte adres planı tek bir siteyle başlıyor. O durumda baştan verilen karar adres değil kayıt oluyor: ad kimin adına açılacak ve erişim kimde duracak. Etiketler sonradan açılabiliyor; kaydın sahibini sonradan değiştirmek ise ayrı bir iş.
Yayında bir siteniz varsa ve yanına ikinci bir sistem geliyorsa, kaç sisteminiz olduğu devralma işinin okuma aşamasında çıkıyor. Adres planı da o okumanın sonucuna göre yazılıyor.
Kararlar birbirine bağlı. Kayıt sizin adınıza açıldığında yönlendirmeyi değiştirme hakkı sizde kalıyor. Sözleşmede erişim yazılı olduğunda bunu kimin yapacağı tartışma konusu olmuyor. Adres planı baştan çıktığında da ikinci sistem geldiğinde açılan tek şey bir etiket oluyor.
Sitenizin yanına satış, randevu ya da hesap aracı gelecekse, ya da yayındaki siteniz başka bir ekipten devralınacaksa, bunu teklif formunun proje adımında yazabilirsiniz. Alan adınız ve barındırmanız zaten sizdeyse onu da belirtin; teklif bu kalemleri tekrar saymaz.